Edebiyat, Kitap

Albert Camus’nun Düşüş’ü

İnsanın karakteri olmadı mı, bir yöntem bulması gerekir.

Can Yayınları tarafından ilk baskısı 1977 yılında yapılan bu kitap Hüseyin Demirhan tarafından çevrilmiş.

Kitap ilk sayfalarından itibaren sizinle konuşmaya başlıyor. Başkahraman Jean- Baptiste Clamence, eski bir barda  “X” biriyle konuşmaya başlıyor. Fakat kitap diyalog değil monolog bir halde okura sunuluyor. Yani Clamence’nin konuştuğu kişi okurdan başkası değil. Yer yer sorulan sorulara cevap verirken, yer yer kahramanı eleştirirken, yer yer de alkış tutarken buluyorsunuz kendinizi.

Bana öyle geliyordu ki , hiç öğrenmemiş olduğum , ama yine de çok iyi bildiğim bir şeyi , yani yaşamayı unutuyordum.

Clamence saygın bir avukat; hem parası var hem kadınlar hem de solu davalara bakıyor. Konuşmaya başladıktan bir süre sonra Clamence’nin hayatının aslında gözüktüğü gibi olmadığını anlıyoruz. İtirafları, iç hesaplaşmaları, başarısızlıkları aslında hiçbir şey anlattığı gibi değil.

Kitapta toplumsal bir eleştiri hâkim. Camus, Clamence üzerinden yaşadığı çağında ötesine geçerek burjuvanın ahlak anlayışı eleştiriyor ve alay ediyor.

Clamence kendini iyilik dolu, yardımsever, erdemli biri olarak görüyor fakat işin aslı tam olarak böyle değil. O erdeminin yoldan geçen kör adamı karşıya geçirip şapkasını önünde çıkartacak kadar fazla olduğunu düşünüyor. Kör birine yardım etmesi takdire şayan bir hareketken şapka çıkartması bu hareketin kör olana değil toplumun beğenisine yönelik olduğunu gösteriyor.

Tabii, gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür.

Herkesin hayalini kurduğu şahane bir hayat… Peki, neden “Düşüş”?

Clamence, ardından bir kahkaha işitiyor ve bu kahkaha onun kendisini yargılmasına yol açıyor. Onun yarattığı bu erdemli karakterden hareketlerinin ardındaki gerçeği görmemiz gerekiyor.

Karakterin bencilliği çok dikkatimi çekti. Ben buyum, şunu yaptım, yaparım… Fakat kendi etiketlerinin ardında yatan gerçek sen kimsin?

Albert Camus’nun kitaplarını ilk defa okuyorum. Diline ve düşüncelerine yabancı olmakla beraber beni oldukça zorlayan bir kitap oldu. Bunun sebebi hem yabancı oluşum hem de felsefi bir roman oluşu. Kitabın monolog halinde yazılması da okumasını zorlaştırmış. Fakat bunlar kitabı okurken var olan düşüncelerimdi. Kitabı bitirip üzerine düşünmeye başladığım zaman altındaki gerçekleri görmeye başladım.

Bir Cevap Yazın