Felsefe, Kitap, Yazar/Şair

Bin Yıllık Felsefenin Eleştirisi: Kant

Kant ‘ın saf usun olanaklarını ve sınırlarını belirlemek için yazdığı bu eser, deneysel ve bilimsel bilginin temellerini ortaya koyduğu kadar döneminde felsefi düşüncenin yeni ölçütler kazanmasını da sağlamıştır.

Kant ve Saf Aklın Eleştirisi

Kant’a göre metafizik, insanın doğal yatkınlığının ürünüdür. Metafizik, dünyanın ötesinde bulunan ve dünyaya aşkın olan nesneler hakkında bilgiler ortaya koyan bir bilim olup olmadığı sorunundan önce insanlığın bir yatkınlık duymasıyla var olmuştur. İster eğitimli olsunlar ister geleneklerine bağlı büyümüş olsunlar öldükten sonra ne olacağı, tanrının ne olduğu hakkındaki sorulara cevap veremedikleri için pek doyurucu olmamıştır.

İşte bu cevapları olmayan soruları sormaktan insan kendini alıkoyamaz. Kant’a göre bu sonu gelmez çatışmaların savaş alanıdır. Eğer metafizik bilimse nasıl oluyor da diğer bilimler gibi onay kazanmıyor? Yok bilim değilse nasıl bilim adı altında insanların anlama yetisini hiç gerçekleşmeyen umutlarla parçalıyor? Bu soruların cevapları da insanlığın metafiziğe duyduğu doğal eğilim ile açıklanıyor.

Kant
Kant Arı Usun Eleştirisi

Saf Aklın Eleştirisinde metafiziğin başlıca konularını oluşturan Tanrı, ölümsüz ruh ve özgürlük ideleri, insan zihninin zorunluluktan ürettiği kavramlardır. Aklın doğası gereği zorunlu olarak ortaya çıkarlar ve zorunlu olarak anlama yetisinin kullanımı ile iç içedir. Aklın sadece deney alanında kullanılması yukarıda da bahsettiğimiz gibi yinelenen soruların cevapsız kalmasını doğurur.

Akıl için öncelik deneyde ya da herhangi bir nesnede değil, anlama yetisindedir. Akıl ile anlama yetisi arasında yapılan bu ayrıma Kant, yeti olarak aklın genel kavramını oluşturur der. Bu bağlamda Kant aklın saf ve mantıksal kullanımı arasında da bir ayrım yapar. Akıl mantıksal kullanıldığında çıkarım yapan bir yetidir. Aklın işleyişinde anlama yetisi olarak ilkin bir kural düşünülür.

İkinci olarak bilgi, anlama yetisi aracılığıyla kuralın getirdiği şartı altına koyar. Son akıl tarafından a priori olarak belirlenir. Kant bu bağlamda saf aklın kavramlarını ele alır. Bunlar deneyle sınırlı kavramlar değildir. Anlama yetisinin kavramları anlamaya hizmet etmesi gibi akıl kavramları da kavramaya hizmet ederler. Akıl kavramları, koşulsuz olanı içerirler. Kant saf akıl kavramlarına “transendental ideler” adını verir. Böylelikle akıl da “ideleri üreten yeti”nin adı olur.

Kant ve Pratik Aklın Eleştirisi

“Salt Pratik Usun Temel Yasası

Öyle davran ki, senin istencinin maksimi her zaman genel bir yasa koymanın ilkesi olarak geçerlik kazanabilsin”

Kant ilk eleştiri kitabında (Saf Aklın eleştirisi) aklın kategorilerini soyutlamaya çalışır, sınırlar ve ayrımlar belirler. Bilginin olanaklı durumlarını ve sınırlarını ortaya koyar. İkinci eleştirisinde (Pratik Aklın Eleştirisi) ise etiği temellendirir, inancın ve aşkın kavramların zorunluluğuna pratik aklın kullanımının somut bir içeriğini kazandırmayı hedefler. Kant bu sebeple ikinci eleştirisinde etik problemlere yönelir, insanı aklın pratik yetisi uyarınca eylemleri sonucunda değerlendirmek ister, salt aklın varlığını kanıtlamak ister.

Etiğin temelinde özgürlük kavramı vardır. Kant’ın sisteminde etik koşulu özgürlüktür. Yani özgürlük kavramı Pratik Aklın Eleştirisinin temel kavramdır.

Aklın saf kullanımı içinde özgürlük, düşünülmesi olanaksız görülmeyen bir kavram diye ortaya konulmuş ancak bu sınırlar dahilinde kalınmasının zorunlu koşulları gereğince nesnel gerçekliğini sağlanamamıştır. Özgürlük, idea olarak bilginin dışında kalmıştır fakat akıl diğer aşkın ideaları (Tanrı,ölümsüzlük,sonsuzluk gibi) özgürlüğü düşünmekten de geri durmamıştır. Pratik yeti açıdan düşünmenin kaçınılmaz koşulu özgürlüktür çünkü akıl koşulsuz olanı düşünür, koşulsuz olanı düşünmenin yolu da özgürlüğü mutlak olarak almayı gerektirir.

Kant
Pratik Aklın Eleştirisi- Kant

Kant’ın Ahlak felsefesine ödev ahlakı denir. Ödev yasaya uymaktır ancak yasadan dolayı yasaya uymaktır. Yani Özgürlük ideası bir buyruk olarak burada karşımıza çıkar. Bu buyruk da yapmalısın buyruğudur. Önemli olan bu buyruğa uymak değil, önemli olan buyruğun kendisi aklın pratik yetisi bakımından, bizzat özgürlük durumuna işaret eder.

Yapmalısın buyruğu hem koşullu hem koşulsuz bir buyruktur. Pratik aklın eleştirisi için önemli olansa koşulsuz buyruktur .Öyle şekilde davran ki, davranışının koşulu herkes için geçerli olsun. Saf pratik akılda temel edilecek olan ahlak, yalnızca ödevden dolayı ortaya çıkan ahlak olacaktır. İnsan özgürlüğünün onu doğadan farklılaştırması sebebiyle ödev, doğal eğilimlerin, doğal olanın karşıtıdır da bir bakıma mevcudiyeti esas itibariyle doğal eğilime karşıtlığı değildir ancak ödev ahlakı, koşulları ve sonuçları ne olursa olsun yapmalısın buyruğuna uymayı zorunlu kılar.

Sonuç olarak eğer insan özgür olmasaydı etik yasanın hiçbir anlamı olmazdı. Yasa olmasaydı da bu özgürlüğün gerçekliğin bilemezdik. Böylece insan iradesi, saf pratik aklın buyruğuna uyar, kuramsal aklın olanak olarak işaret edilen soyut kategorisi, çekilmeksizin bilgi nesnesi olmayan pratik aklın gerçek, nedensel bir kavramı haline gelir.

Kant ve Yargı Gücünün Eleştirisi

Yargı Gücünün eleştirisi Kant’ın üçüncü eleştirisidir. Bu eleştiri, eleştirel felsefenin tamamlayıcısı olarak görülür. Bu tamamlanma ifadesi, teorik ile pratik akıl arasındaki geçişi temsil eder. Ona göre teorik alandan yani doğa alanından pratik alana yani özgürlük alanına geçiş mümkün değildir. Kant özgürlük alanında doğaya geçişin temeline sanatı koyar. Bu geçiş ise anlama yetisi ve hayal gücünün aracılığıyla gerçekleşir.

Eserde felsefenin teorik ve pratik olarak ikiye ayrıldığını, teorik felsefe doğayı işaret ederken pratik felsefe ise ahlak felsefesi olarak adlandırılır. Özgür kavramı ile yasama, akıl tarafından gerçekleştirilir ve pratiktir. Buraya kadar her şey normalken Kant bir sorun olduğunu düşünür. Bu sorun, doğa kavramı ve özgürlük kavramı arasında bir uçurum vardır. Sanki bunlar iki ayrı dünyaymış gibi ve birincisi üzerinde hiçbir etki bulunamazmış gibi. Yine de ikincinin birinci üzerinde bir etkisi olması gerekir, doğa öyle bir yolda düşünülmelidir ki, biçimin yasaya uygunluğu, onda özgürlük yasalarına göre ortaya çıkacak amaçların olanağı ile bağdaşmalıdır.

Kant
Kant Yargı Yetisinin Eleştirisi

Kant’a göre üç akıl türü vardır. Bunlar teorik akıl, pratik akıl ve estetik akıldır. Estetik akıl, teorik ve pratik akıl arasında bir denetleyici ve köprüdür. Ara bir yeti olan yargı yetisi doğa alanından özgürlük alanına geçiş için gerekli görülür. Kant için sanat yapıtları fenomenal dünyada numenal olanları anlatmaya çalışır. Böylece Yargı Yetisinin Eleştirisi önceki eleştirilerin hepsini bir sistem altında toplar.

Yargı Yetisinin Eleştirisinin en temel kavramı güzelliktir. Bir şeyin güzel olup olmadığına karar vermek için tasarımı bilgi amacı açısından anlama yetisi aracılığıyla nesneye bağlamayız. Yani beğeni yargısı bir estetik yargıdır.

Kant yargı gücünü de a priori ilkelere dayandırmaya çalışır. Yargı yetisi, kendisine sadece bir kural olarak yarayan fakat kendi yargısını uyandıracağı nesnel bir yargı olmayan bir kavram vermek zorundadır. Güzel, kavrayış gücü aracılığıyla değil, hayal gücü aracılığıyla bilinir. Beğeni yargısının konusu olan güzellik, bütün amaçlardan uzaktır.

Kant’ın Yargı Yetisinin Eleştirisinde ele aldığı diğer bir kavram da yücedir. Yüce, herhangi bir kavram araya girmeksizin kendiliğinden haz uyandırması ve daima evrensel bir değer verdiğimiz özel yargılara meydan vermesi bakımından güzel’e benzer ama birçok bakımdan ondan ayrılır. Yücenin bir çekiciliği yoktur ama saygı uyandırdığı bir gerçektir. Kant’a göre Matematik ve dinamik olmak üzere iki tür yüce vardır. Matematiksel Yüce, büyüklüğün sonucudur. Göklere kadar yükselen dağlar, uçsuz bucaksız okyanuslar, çöller, yıldızlarla kaynaşan gökler matematiksel yüceye birer örnektir. Dinamik Yüce, gücün bir sonucudur. altüst olan bir deniz, her şeyi birbirine katan gök gürültülü bir fırtına dinamik yüceyi temsil ederler.

Kaynakça;

-Saf Aklın Eleştirisinde Önsözler ve İşlevleri,TAŞKINER KETENCİ

-Saf Aklın Eleştirisi,Immanuel Kant,çeviri Aziz Yardımlı,İdea Yayınevi

-Pratik Usun Eleştirisi, Immanuel Kant, çev.İsmet Zeki Eyüboğlu, Say Yayınları

-Pratik Usun Eleştirisi, Immanuel Kant, çev.İsmet Zeki Eyüboğlu, Say Yayınları (sayfa 24-25)

-Kant’ın Eleştirel Felsefesinde Özgürlükten Doğaya Geçişin İmkânı Olarak Sanat-Gamze Keskin(sayfa 31-34)

-Yargı Yetisinin Eleştirisi,Immanuel Kant,çev.Aziz Yardımlı,İdea Yayınevi

Felsefe | loveinartsz

Bir Cevap Yazın