Bir Sualin Olmalı
Veri tabanını analiz etmek için kullanılan sorgu dilleri bulunmaktadır. Veriyi işler, tanımlar ve birtakım sonuçlar çıkarır önümüze. Sorgu sonuçları projelerde ve programlardaki planlama süreçlerine girer. Süreçlerin gidişatını belirler ve amaçlanan sonuca götürür. Peki insanın sorgu dili nedir? Ya da hangi soruyla başlar sorgu safhası? Ya da kendini sorgulamak gerekli midir?
Doğduğumuz toplumda oluşmuş kurallar içerisinde büyüyoruz. Toplum kuralları bazen gelenekten gelen kurallar bazen din kuralları bazen hukuk kuralları olabiliyor. Bazı durumlarda ise tüm bu kurallar birleşip insanların üzerine çöküp duruyor. Oluşturulmuş kurallar üst nesillerde özümsenmiş oluyor. Üst nesillerde sorgulama mekanizması düşük, itaat mekanizması ise yüksek olduğundan kurallar olduğu gibi içselleştirip olduğu gibi gelecek nesillerde aktarma çabasına giriliyor. Ancak Y kuşağıyla başlayan yeni kuşak teknoloji çocukları, beklediklerinden farklı çıktı.
Teknolojinin getirdiği bilgiye erişim imkanı birçok yolu açtı. İnsanlar teknoloji araçları üzerinde toparlanıp bir gruba, dine ya da millete öfke saçabiliyorken farklı insanların, dinlerin ya da görüşlerin de varolduğunu görüp hoşgörülü yaklaşabiliyor. Dışarıdan verilmeye çalışılan bilgilerin doğruluğu konusunda derin araştırmalar yapılabilirken farklı insanların fikirlerine de erişim imkanı sağlanabiliyor. Böyle bir ortama doğan çocuklar dayatılma bilgiyi kabul etmiyor. Sorguluyor, araştırıyor, idrak ediyor. Kendi doğrularına ve inançlarına uyan bilgileri heybesine atarken diğerlerini yere fırlatıyor.

Yeni çağın çocukları sorgu dilini en etkin kullanan nesil. Sorguya da “Neden?” sorusuyla başlıyorlar. Yaptıklarının bir amaca hizmet etmesi, felsefesinin olması ve mantık çerçevesinde olmasına dikkat ediyorlar. Bunun dışında insanlık namına bir hizmeti var mı diye de sorguluyorlar.Önceki nesillerde gelenekten gelen bir davranış, adet ya da kural olduğu gibi ve “Bir bildikleri vardır.” düşüncesiyle kabul ediliyorken, yeni nesil bilineni ve yerleşmişi değil akılcı, mantıklı ve etik olanı yaşamda kullanmak istiyor. Soru sorma süreçleri üst nesiller tarafından saygısızlık olarak algılanırken, “Bizim zamanımızdaki gençler nerede?” sorularıyla homurdanmalar başlıyor. Sizin zamanınızın gençleri sizlersiniz, bizim zamanımızın gençleri ise bizleriz. Hepimiz kendi büyüdüğümüz zamana tabiyiz, ona uygun yetişiyor, büyüyor ve serpiliyoruz. Medeniyet bu şekilde ilerliyor.
Peki gençler doğru mu yapıyor? Sorgulamayı yaşamın her anında bu denli aktif kılmak, soru sormak önemli mi? Demokratik, sosyal ve hukuk devletinde yaşamak için verilen onca çabanın amacı buydu: ses çıkarabilmek. Yaşamayla kazanılan hakların kullanımı için, özgürce yaşayabilmek için, hakkını arayabilmek için ve kendin gibi olabilmek için ses çıkarmalısın. Koyun gibi güdülmemek için soru sormalısın. Sana söyleneni bir bilgisayar programı gibi sadece uygulamak yerine nasılını, nedenini sormalısın. Sahip olduğun beyni kullanmalı, iyiyi doğruyu ayırt etmeli ve seçimini yapmalısın. Seçimlerimizin özgürlüğü ayrı bir tartışma konusu ancak sunulanın aksinealternatifleri görmek ve uygulamak bizlerin elinde. Sorgulayarak kendi yollarımızı belirleyebilir, yaşamımızı kurabiliriz. Kurduğumuz o farklı hayatlar için birbirimize saygı duymalı ve çeşitliliklerimizle zengin bir dünya medeniyeti oluşturabiliriz. Soru soralım, soru sordurtmaya özendirelim, sesimiz çıksın.
