Fikir, Sanat

Boş Zamanlar Sosyolojisi

Günümüzde ‘boş zaman’ ı en basit anlamıyla, kişinin uyku, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak dışında kalan vakti şeklinde tanımlayabiliriz. Boş zaman, dinlenmek, yemek yapmak, kitap okumak, çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunmak, spor yapmak gibi birçok aktiviteyi içerisinde barındırır.
Peki ‘boş zaman’ ı sosyolojinin başlıca konularından biri haline getiren gereklilik nedir? Boş Zamanlar Sosyolojisi, toplumdaki bireylerin boş zamanlarında yaptıkları faaliyetleri gözlemler ve bu gözlemler sonucunda çıkarımlar yapar. Çıkarımlar, toplumu tanım(lam)ak amacıyla yapılır. Toplumdaki bireyleri eleştirmekten ziyade, bu bireylerin boş zamanlarında yaptıkları faaliyetlere yoğunlaşır.

Dönüşen ve gelişen dünyanın getirisiyle sanayileşme ve demokrasinin yükselişi, önce 18.yüzyılda İngiltere, sonrasında 19.yüzyılda Fransa olmak üzere ‘boş zaman’ olgusunu yarattı. Sanayi öncesinde, boş zamana sahip olmak bir statü niteliğindeydi. Ayrıcalıklı ve seçkin kişiler, boş zamana sahipti. Özellikle İngiltere’deki Sanayi Devrimiyle birlikte günün neredeyse tamamını çalışarak geçiren işçiler için “boş zaman” temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir dilimine tekabül ediyordu. Üretimde karmaşık biçimde uzmanlaşma, giderek farklılaşan çalışma biçimi; işletmelerde insan emeğinin yerine geçti ve yaş ayrımı gözetmeksizin karın tokluğuna çalışan işçiler, sanayileşme sonrasında “boş zaman” kavramına sahip oldu. Birçok kazanım elde etti. Deyim yerindeyse gelenekselleşmiş ‘dinlenme’nin yerini, daha uzun ve daha farklı faaliyetlerle doldurabilecek boş zaman olgusu aldı. Boş zaman dilimini etkileyen faktörlerden biri olarak ekonomiden ve beraberinde getirdiği gelişmelerden bahsedebiliriz. Refah düzeyinin artmasıyla birlikte, boş zamanı değerlendirme faaliyetleri de artarak çeşitlenmiştir. Seyahat ve tatil kültürü, sanata yönelim gibi farklı aktiviteleri bu çeşitliliğe örnek olarak verebiliriz.

Boş zamanın direkt olarak kendisini dönüşüme uğratan şey şüphesiz, kapitalistleşmedir. Kapitalizm, boş zamanı akıp giden bir süreç olarak değil, çalışma saatlerinin dışında kalan zamanı kar amacıyla kullanabileceği bir zaman dilimi olarak görür. Başlarda niceliksel olarak artan bir boş zamandan bahsetmek mümkünken, günümüzde sistem çarkını döndüren bir metalaşma sisteminden bahsetmekteyiz. Kapitalistleşme ve beraberinde getirdiği “sürekli ve sınırsız” tüketim algısı, boş zamanın da farklılaşmasını sağlamıştır. Bu süreçte tüketicilerin daha rahat faydalanabilmesi -tüketicilerden daha rahat faydalanabilmek için de diyebiliriz- için mekanlar, oyun alanları, alışveriş merkezleri, eğlence yerleri bu sisteme göre restore edilmiştir. Böylelikle boş zamanı yöneten kişinin kendisi değil, ait olduğu düzenin sistemidir. Bir bakıma, üretici sınıfının aynı zamanda “sürekli” tüketici sınıfında da yer almasını sağlama amacı taşıdığını söyleyebiliriz. Bu bağlamda, modern sanayi toplumlarıyla birlikte “üretici” konumundaki ailenin zaman içerisinde “tüketici” bir yapıya evrildiğini söylemek mümkün. Tüm bunların yanı sıra artan teknolojik gelişmelerle birlikte, televizyon, radyo, bilgisayar oyunları, internet gibi birçok yeni ürün boş zamanın araçsal niteliğini oluşturmaktadır. Bu araçlarla boş zamanı yanlış tüketme hali, beraberinde bağımlılığı da getirir.

Boş zamanı ve tüketimi bir halkanın zincirleri olarak düşünebiliriz. Yapılan her şey, eklenen her yeni sürüm, bir diğer zinciri temsil ediyor. Değişen ve sürekli gelişmekte olan sistemlerin beraberinde, başlangıçtaki “boş zaman” algısından uzakta olduğumuzu düşünebiliriz fakat o temel algıdan tamamiyle kopmuş değiliz. Yapılması gerekenin boş zamanı, moderniteyle birlikte yerleşmiş birçok alışkanlık ve yönlendirmeden ziyade farklı yönlere kanalize etmek olduğunu düşünüyorum.
Çünkü -bence- mühim olan geçirilen “boş zaman”ın niteliğinin “boş” olmamasıdır.

Bir Cevap Yazın