DEĞİŞİM YARATMA NİYETLE ORTAYA ÇIKAN SOSYAL HAREKETLERİN PROBLEMLERİ
Dogmalara, kemikleşmiş, herkesi, her şeyi ve her fikri tek bir kalıba sokmaya çalışan her türlü kavrama karşıyımdır. Her bir insan, her bir zihin ve her bir fikir bana göre eşsiz ve biriciktir. Öyle ki devamlı gelişen, büyüyen canlılar olarak biz insanların da düşünceleri ve doğruları da zamanla değişebilir. Bu da ilerlemenin temel taşıdır. Büyük bir özgüvenle kendimizden emin bir şekilde savunduğumuz fikirlerimiz bile bir süre sonra bize anlamsız gelebilir.
Dünyada dönem dönem belli otoriteler tarafından ortaya atılmış ve “moda” kavramı adı altında her kesim tarafından sorgusuz sualsiz kabul edilmesi beklenen bu akımlar artık günümüzde pek de alıştığımız gibi sorgulanmadan kabul edilmiyor. Buna en iyi örnek ise on yıllardır devam eden “zayıflık=güzellik” anlayışının ve tek tipleştirilmiş güzellik algısının günümüzde yıkılmaya başlamasıdır. Yani Body Positivity bizdeki adıyla Beden Olumlama. Bu bana çok büyük bir umut vermişti. Çünkü bu akım filmlerde, dergilerde, defilelerde hatta oyuncaklarda gördüğümüz o mükemmel yüzlerin ve vücutların dışındaki, yani senin, benim gibi “normal” insanların da var olduğunu ve bizim de güzel olduğumuzu savunuyordu. Çatlaklarımızın, sivilcelerimizin, zayıf olmamızın, kilolu olmamızın, kıllarımızın, yara izlerimizin, engellerimizin, farklılıklarımızın normal olduğunu, kendimizi böyle sevmemizi, sahip olduğumuz bu “kusurların” bizi biz yaptığını söylüyordu. “İşte bu!” dedim. Tam da ihtiyaç duyduğumuz yenilikçi ve çağdaş fikirler bunlar!
Ancak çıkış noktası ‘büyük bir değişim yaratmak, tabuları yıkmak, şekilcilikten kurtulmak’ olan bu hareketler aslında karşı çıktıkları konulara alternatif yeni bir tabuyu doğuruyor. Peki bu neden böyle olmak zorunda? Sizinle burada fikirlerimiz ayrılabilir. Ne kadar acımasız olsa da bence zamanında ‘kusurlarıyla’ dalga geçilen ve görmezden gelinen insanlar şimdi gücün ellerinde olduğuna inanıyor olabilir. Ancak bu çok sağlıksız sonuçlara yol açabilir. Özellikle fazla kilolu olmanın da ‘normal’ olduğunu ve böyle mutlu olduklarını, fazla kilonun, yanlış beslenmenin ve obezitenin sağlıksız bir durum yaratmadığını savunan insanların sayısının hiç de azımsanmayacak düzeyde olduğunu gördüğümde endişelenmeye başladım. Sağlık hiçbir zaman arka plana atılamaz.

Hani engellerimiz, lekelerimiz, yara izlerimiz, orantısız yüzümüz de güzeldi? Benim şuan gördüğüm ise obezite güzellemesi yapan kusursuz makyajlı, tasarım kıyafetleriyle poz veren insanlar. Altında hep aynı hashtagler; Body positivity, self love, body neutrality, love yourself… Kendimizi sevmek için türlü türlü terimlere ihtiyacımız olmamalı.

Bir başka konu ise psikolojik rahatsızlıklar. İnsanların psikolojik rahatsızlıklar konusunda bu kadar farkındalığa sahip olması ve birbirlerine destek olmaları mutluluk verici. Ama -evet yine bir ama- anksiyete, ADHD, yeme bozuklukları, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi çok ciddi psikolojik rahatsızlıklara sahip olmanın, özellikle ergenlik çağındaki gençler arasında bir ayrıcalık, bir farklılık ve hatta popülerite yarattığını net bir şekilde görebiliriz. Birçok genç bu durumun ‘cool’ olduğunu düşünüyor. Bu hipotezimi her gün yayınlanan binlerce video, motivasyon konuşması, sosyal medya postları ve yazıları destekleyecektir. Bu paylaşımlarda gençler saçlarını kesip ya da boyayıp ‘ depresyondayım’ , ‘yine bir çöküş yaşadım’ vb. yazılarla paylaşarak mental rahatsızlıkları romantikleştirmeye çalışıyorlar.
Bireylerin kendi kendilerine hiçbir psikoloji ve tıp eğitimleri olmadan teşhis koymaları ve bilgisiz bir şekilde ‘iyileşmeye’ çalışmaları gerçekte, başta kendilerine olmak üzere çevrelerindeki hiç kimseye yardımı dokunmamaktadır. Virüs gibi yayılan bu akımlar yüzünden bu konularda eğitim almış ve uzmanlaşmış kişiler dinlenmiyor, ciddiye alınmıyor ve yanlış yönlendirmeler kötü sonuçlar doğuyor. Sanal dünyanın bilgisiz karakterleri yerine gerçek dünyanın eğitimli uzmanlarından yardım almak daha iyi olacaktır.

Belki daha farklı bir yol deneyip bu konular hakkında hiç konuşmamak yapacağımız en doğru seçim olabilir. Hiç kimsenin hayatı ve vücudu hakkında fikir belirtmemek, eleştirilerimizi kendimize saklamak, enerjimizi farklı konulara kanalize etmek… Düşünün ki dünyada hiç kimse bir başkasının vücudu, giyimi, yaşayışı hakkında bir şey söylemiyor. Çatışma yok, kavga yok, bir şeyleri ispatlama endişesi yok. Hayali bile güzel değil mi? Tam da çağımıza yakışan bir yaşam tarzı. Ancak bu hayallerimin gerçekleşmesine daha çok var gibi görüyor. Bakalım sırada bizi ne bekliyor?
Sağlıcakla kalın!
Diğer yazılarımızı okumak için ana sayfamızı ziyaret etmeyi unutmayın
