Hans Baldung Grien’in ‘Cadı Şabatı’ Eserinden Ortaçağ Cadısına Bakış
Ortaçağ’da Cadı ve Kadın
Bilim insanlarına göre barbarlığı, dar fikirliliği ve dinsel yobazlığa dönüşü temsil eden Ortaçağ terimi ilk kez, kendilerini İsa’nın iki kez dünyaya geldiği zaman arasında kalan dönemde yaşadıklarını düşünen Hıristiyanlar tarafından kullanılmıştır. Her şeyde olduğu gibi Ortaçağ kavramının anlamı da zamanla değişime uğramıştır.
Tarihler 1400’leri gösterdiği dönemde bilim insanları ortaçağdan, antik çağın sona erişi ile kendi zamanlarında klasik kültürün yeniden canlanışı arasındaki zaman olarak söz etmişlerdir. Nitekim günümüzde Ortaçağ dendiğinde aklımıza mutlaka bir kaç şey gelmektedir. Bunlar; karanlık dönem, kargaşa, cadı avları, kilise ve krallık baskısı, gerici düşünce tarzı gibi kavramlardır. Aslında bu kavramlar dönemi tümüyle olmasa da bir miktar özetlemektedir. Şarlman’ın ölümünden sonra başlayan ve Avrupa’ya hakim olan kargaşa sürecinin doğurduğu feodal düzen, Ortaçağ Avrupasının temelini özetlemektedir. Feodal kralın ve kilisenin baskısı altında yaşayan, kapalı ve hareketsiz olarak adlandırabileceğimiz zihinsel durumda olan toplum yapısı mevcuttur. Ancak bu demek değildir ki düşünen ve üreten zihniyetler hiç yoktur, aksine parlak zihinler ve gelişime açık bireyler her komün yaşamda olduğu gibi karanlık Ortaçağ sürecinde de var olmuştur. Fakat yadsınamayacak bir güç, baskı ve manipüle unsuru olan Kilise, durağan yapıdan sıyrılıp yükseliş göstermeye çalışan her bireyi, düzene aykırı hareket etmekten ve Şeytana çalışmaktan ve hatta günah işlemekten dolayı ağır cezalara çarptırmıştır. İroniktir ki, halk arasında görülen ilerleme hareketlerinin cezasız bırakılmadığı zamanda manastırlarda yapılan bilimsel çalışmalar ve ‘’Şeytan işi’’ eylemler din adamlarının gözünden kaçmış olacak ki zengin kütüphaneler, el yazma nadide eserler, yeni icatlar ve bilimsel ilerlemeler bu çatılar altından çıksın.
Günümüze değin yankıları gelen cadı avları da bahsi geçen dönemlerde ortaya çıkmış ve giderek artış göstermiştir.
Cadı avı döneminin başlangıç ve bitişini kesin tarihler ile sınırlandırmak doğru olmasa da 1450-1750 yıllarını baz alarak bu sürecin 350 yıllık bir dönemi kapsadığını söyleyebiliriz. Nitekim her çağda olduğu gibi bu çağda da insan ırkı kendi günahlarını sırtlanacak bir günah keçisi aramaktaydı ve bu arayış cevapsız kalmamıştır. Ortaçağda yaşanan felaketlerin sorumlusu olarak seçilebilecek birinin olmaması zamanın ruhban sınıfının otoritesini ve insanların Kiliseye olan inancını halka sorgulatmaktaydı. Dönemin inanışlarına göre yaşanan her kötü olay, Tanrı tarafından insanlığa verilen bir cezaydı ve bunun sebebi de toplumda işlenen günahlar ve cezalandırılmamış günahkârlardır. İşte kilisenin otoriteyi sağlayabilmek için arayıp buldukları günah keçisi ise cadı olarak yaftalanan insanlar olmuştur.
“Cadı Kadını Yaşatmayacaksınız”
Dönemin sosyal, siyasal ve dini yapısı bu kovalamacanın oluşması için gerekli uygun ortamı sunmaktaydı. Ortaçağ Avrupasının inanışı olan Hıristiyanlığın kutsal kitabında kadının bir günah unsuru olduğu belirtilmiştir ve ’’Cadı kadını yaşatmayacaksınız…’’ benzeri, kaynağını ilk günahtan alan söylemlere yer verilmiştir. Öyle ki, bahsi geçen söylemler kadının günah keçisi olmasını desteklemiştir.
Kilise tüm bu ibareleri, kadının toplumda sivrilmeye başladığı dönemlerde, kadına karşı bir silah, bir propaganda aracı olarak halkın düşünsel zayıflığını , dini inanışlara olan bağlılığını kullanarak, kadıları şeytancıl cadılara dönüştürmüştür. Yapılan suçlamalar kadının egemenliğini; toplumda gösterdiği hareketliliği ve gelişmelerini kısıtlamış ve hatta yaşamlarını elinden almıştır.
Neden Cadılar Kadındır?
Cadı sıfatının daha çok kadınlara atfedilmesi dikkat çekici gibi görünse de aslında işin arkasında mantıklı bir neden vardır. İnsanoğlu yaratıldığı ilk zamandan beri doğa ile iç içe olmuş, burayı evi yapmıştır. Doğadan gelenler ile hayatta kalmış, toprağın mahsulleri ile karnını doyurmuştur. Erkekler evden ayrılıp avlanırken kadınlar ise daha çok toplayıcılık ile ilgilenmiş ve doğayı tanımıştır. Kadının bu eylemi, onu yaşadığı topraklarda elde ettiği ürünleri hakkında bilgi sahibi yapmıştır. Topladığı otların, bitkilerin neye yaradığı, hangilerinin tehlikeli olduğunu keşfetmiştir. Nitekim bu sürecin sonunda ortaya çıkan şifacı kavramı aslında çoğunlukla kadınları kapsamaktadır. Doğal bir gelişim olan bu olgu, tarih çağları boyunca manipülatif şekilde kullanılmıştır. Kadının kazandığı bu bilgelik aslında uzun yıllar boyunca insan ırkının yararı için kullanılmış ve kadınların yaşamlarına ya da canlarına bir zarar gelmemiştir. Hatta saygınlık kazanmışlardır. Fakat yukarıda bahsi geçtiği gibi tarihin belirli çağlarında gerçekler, çıkarlar uğruna çarpıtılmıştır. İlk başlarda ak büyücü, şifacı, beyaz cadı gibi iyimser anlamları olan cadı kavramı zamanla modern anlamını kazanmış ve çocuk kaçıran, kötü büyüler yapan, Şeytanla iş birliği içinde olan, kehanette bulunan günahkâr kadın anlamlarını kazanmıştır.
Kilise’den Cadıları Ayırt Etme Yöntemi
Kilise cadı kadınlara karşı halkı uyarmak ve cadıyı normal halktan ayırt etmek için resimli yazmalar yayımlamaya karar vermiştir. Bu içeriklerde cadıların yapmış oldukları büyülerden, davranış biçimlerinden bahsedilmiş ve resmedilmiştir. İlk örneklerde süpürgesine binmiş, normal köylü kıyafetleri olan kadın resimleri görülmektedir. Zamanla bu kitaplar çoğalmış ve içerikleri genişletilmiştir. Cadı avlarından, cadı deneylerinden bahsedilmeye başlanmıştır. Kadının cinselliğini kullanarak kurbanlarını nasıl etkileyeceği ve buna karşı nasıl korunma sağlanacağı da ele alınan konular içerisinde yerini almıştır.
Basılan eserler arasında en fazla yankı uyandıran Engizitör Heinrich Kramer’in 1430 yılında yayımladığı ‘’Malleus Maleficarum’’ adlı kitabı olmuştur. Cadıların Çekici anlamına gelen kitap, cadılık konusunda önemli bir başvuru kaynağı olmuştur. Kramer eserinde cadı avı sürecini desteklemiş ayrıca cadının kadın cinsiyeti ile olan ilişkisi savının ispatına yönelik birçok çözümleme ortaya koymuştur. Bu dönemde matbaanın gelişmesi ise kitabın Avrupa’nın en ücra köşelerine dahi ulaşmasına sebep olmuş ve cadı avlarının artış göstermesinde etkili olmuştur.
Antik çağlardan beri Avrupa’da yaygın büyücülük ve cadılık algısı olmasına rağmen toplumsal yapıların değişmesinin cadı histerisinin temellerini atmaya başlamıştır. Cadı avları, Avrupa’da kitlesel psikoz oluşturmak için propaganda araçlarına başvurulan ilk katliam olmuştur. Davaların ayrıntılarını el ilanı olarak basarak insanları cadıların yarattığı tehlikelerden haberdar etmek, yazılı basının ilk görevlerinden biri olmuştur. Bu iş için sanatçı Hans Baldung da görevlendirilmiştir.
Hexenbilder adı verilen bu cadı literatürü sanatı, bahsi geçen yüzyılın artan sanat örneği olmuştur. Bu eserlerde estetik ikinci plana atılarak dikkat asıl verilmek istenen mesaja çekilmiştir. Tek gravür üzerinde tüm büyü sanatları aynı anda tasvir edilmiş, Şeytan, cehennem, ölümcül günah gibi konular da peş peşe betimlenmiştir. Bu kompozisyon şekli ise Grien’in eserlerinde göreceğimiz temanın aynısıdır. Hazırlanan bu resimlerde cadının fiziksel görünümü çoğunlukla yaşlı ve çirkin betimlenmiştir. Sanatçılar, ikonografilerde cadıyı; kötü eğilimleri, sefil alışkanlıkları, cimrilik ve şehvet gibi ölümcül günahları karakterize eden yaşlı kadınlar olarak tasvir etmişlerdir.
Hans Baldung Grien- Cadı Şabatı
Gelişen cadılık literatürü ilk olarak kitap resimleri, el ilanları ile başlamış ve zamanla bir sanat , başlı başına bir resim konusu halini almıştır. 15. Yüzyıl bu ürünlerin sıkça görüldüğü bir dönemdir. Yine 15. Yüzyıl sanatçılarından olan Hans Baldung Grien, çalışma repertuarına cadı kavramını dahil eden sanatçılardandır. 1510 yılında resmettiği ‘’Cadı Şabatı’’ adlı eseri, dönemin bu olguya bakışını anlamamız için iyi bir kaynak niteliği taşımaktadır. Nitekim eser yalnızca dönemin zihniyetini yansıtmamaktadır. Grien’in eseri adete bir cadılık kılavuzu sayılabilecek imge ve anlatıma sahiptir. Kullandığı teknik ve renkler, kompozisyon ve seçtiği imgesel anlatım çarpıcı bir etkiye sahiptir.
Hans Baldung Grien Alman Rönesans’ın tanınmış ressamlarından Albrecht Dürer’in çağdaşı ve takipçilerinden biri olmuştur. Grien, dönemin cadı imgelerinden oldukça etkilenmiştir. Bu 1510 ve 1544 yolları arasında yaptığı bir dizi baskı ve çizimde cadıların faaliyetlerinin çeşitli yönlerini tasvir etmesinden anlaşılmaktadır.
Sanatçının ‘’Cadılar’’ veya ‘’Cadıların Şabatına Hazırlık’’ gravürü Baldung’un kara büyü ayinine hazırlık yapan cadıları tasvir ettiği ve fazlaca figür kullandığı bir ağaç baskı çalışmasıdır. Renk tonlamasında ayinin ürpertici atmosferini izleyiciye yansıtmayı başarmıştır. Eseri izleme sırası, kompozisyonun odağında yer alan ve üzerinde İbranice -İbranice, Hıristiyanlık aleminde sıklıkla büyü ile ilişkilendirilmiştir- figürler bulunan vazoya, vazonun kapağını aralamış figüre ve oradan da çıkan dumanın takip edilmesi ile keçi üzerinde uçan genç bir kadına olacak şekilde tasarlanmıştır.
Resmin ön planında yer alan insan ve hayvan kemikleri, merkezdeki kuş benzeri adaklar, yine merkezde oluşturulan üçgen alanın içerisinde yer alan figür, cadıların bir ritüeli icra ettiklerini göstermektedir. Bu ritüelin Şabat ayinine hazırlık olduğunu, Şeytanı temsil edecek bir unsurun olmamasından anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra cadılık ve şeytani olgularla ilişkilendirilen kedi ve keçilere de eserde yer verilmiştir. Resmin merkezinde yer alan vazo, Şabat ayinlerinin olmazsa olmazı olan ve cadıların uçmasını sağlayan kremin/iksirin hazırlandığı araç görevini görmektedir. Havalanmış olan cadı, vazodan çıkan duman ve sağ düzlemde bulunan kadın figürünün elindeki karıştırıcı buna işaret etmektedir. Baldung, eserinde bu söz konusu şeytancıl eylemleri olanca gerçeklik içerisinde yalın bir üslupla yansıtmıştır. Kadın figürlerinin genelde yaşlı olması dönemin demonolojik çalışmalarında cadıların yaşlı ve çirkin olarak tasvir edilmesiden kaynaklanmıştır. Ayrıca mahkemelerde çoğunlukla yaşlı kadınlar suçlanmış ve bu düşünce ile yaşlı kadınların şehveti arzulama, günaha teşvik etme ve Şeytan’ın hizmetine girdikleri düşüncesi vurgulanmıştır.
Grien’in eserinde arka planda kalan figür hariç diğer figürler genç ve güzel resmedilmiştir. Bacaklarının arasında bulunan değnek ile uçuşa hazırlandıkları havasını verilmektedir; bir yandan da ucuna taktıkları sosisler ile fallik göndermelerde bulunmaktadırlar. Eserdeki çocuk unsuru ise Şeytan ile girilen ilişkinin bir meyvesi olarak düşünülmüştür. Bunların yanı sıra eserde yer alan sağ alt köşedeki fare, kasvetli hava, çıplak figürler ve bu figürlerin yüzüne yansıyan aşırı duygu ve heyecan yoğunluğu ortamın karanlık bir etki altında olduğunu yansıtmaktadır. Ayrıca, kadın figürlerin uzun ve dalgalı saç ile betimlenmeleri dönemin inanışlarından birine gönderme yapmaktadır. Ortaçağ’da uzun ve dalgalı saç kadınların ahlaksız işlerle uğraştıklarını simgelemek için kullanılmıştır. Grien dışında cadı resimleri yapan pek çok sanatçı da bu imgeleri kullanmıştır. Nitekim, Şabat ayinine hazırlanan bir cadı grubunun bulunduğu faaliyetleri bir bütün olarak ele alan Baldung, bunu başarılı biçimde ortaya koymuştur.
Sanatçı, kompozisyon olarak cadı imgesini sanatsal bir kaygı ile yansıtarak salt didaktik kaygı yüklü erken dönem örneklerden arındırarak şehvet günahının peşinden giderek şeytanın hizmetkarı olmuş yaşlı cadı figürünün stereotipini yaratmıştır.
Sonuç olarak cadılık ile suçlanan kadınların çoğunun suçsuz olduğu aşikardır. Engizisyon mahkemeleri ve Kilisenin etkisi ile devasa boyuta gelen cadı kadın düşmanlığı ve cadı avı tarih sürecinde kaçınılmaz sonuç olarak sanatta da yankı bulmuştur. Hans Baldung Grien ise bu literatürü başarılı biçimde görsel sanatlar ile buluşturan bir Ortaçağ sanatçısı olmuştur. Eserlerinde cadılık olgularını tek bir kompozisyonda görebilir ve dönemin bu konjüktürdeki bakış açısını anlayabiliriz.
Kaynak
- Y. Agibalova, Donskoy G.-Ortaçağ Tarihi
- Haydar Akın-Cadılar ve Cadı Avı
- Haydar Akın-Cadının Cinsiyeti Kadındır
- Y. Aksan- 1450-11750 Yılları Arasında Avrupa’da Cadıcılık
- B. Demir- Batı Sanatında Ötekinin Temsili olarak Cadı İmgesi
- B. Demir- Endor Cadısı İkonografisi
- Umberto Eco- Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik
- Sprenger H. Kramer- The Malleus Maleficarum
- Pınar Ülgen- Kadınlar ve Cadılar
