Mitoloji-Tarih

Helen Savaş Sanatı

Antik Çağ’ ın en etkileyici ve ilginç dönemlerinden biri de Helenistik Dönem’ dir. Makedonya kralı II. Philippos ve Olympias’ ın oğlu olan Büyük İskender, MÖ. 20 Temmuz 356 yılında dünyaya geldi. Babası II. Philippos onu, ilk çağın en büyük düşünürü olan Aristoteles’ in yetiştirmesini istemişti.Makedonya kralı II. Philippos, MÖ 336 yılında Aigai (bugünkü Vergina)’ da bir suikast sonucu öldürüldü. Bunun üzerine aynı sene Büyük İskender’ in kraliyet dönemi başladı. İskender tahta çıktığında emrinde hâli hazırda güçlü bir Makedonya Krallığı vardı ve babası tarafından disiplinli, ileri derece taktiklerle yetiştirilmiş bir Makedon ordusu da elinin altındaydı. İskender’ in ordusunu kabaca üç ana başlıkta inceleyebiliriz:

Asilzade Süvarileri

Büyük İskender kral olduğunda, Makedonya ordusu yaklaşık 35.000 asker kadardı. Bu ordu, Avrupa’ nın en iyi eğitimli ve en güçlü ordusuydu. Kral, elindeki kara kuvvetleriyle başarıdan tamamıyla emin olacak bir durumda olmak zorundaydı. Yani Büyük İskender’ in esas hedefi olan Perslere karşı girişeceği savaşa, donanımlı bir orduyla katılması gerekirdi.

“Asilzade Süvariler” çok eski zamanlardan beri süvari olarak, krala savaş hizmetinde bulunurdu. Bu sınıf, Makedonya asilzadelerinden oluşturulmuş ve ‘Arkadaşlar’ unvanıyla nitelendirilmişti. Teçhizatları zırh, miğfer ve kalkandan ibaretti. Savaşlarda silah olarak mızrak ve hançer kullanmaktaydılar. Üzengisiz ata bindiklerinden mızrak bir yere konulmayıp serbestçe elle kullanılırdı. Asilzade süvarilerinin hepsine ise ‘Hiparch’ unvanı verilen bir general kumanda ederdi. Kral, süvari sınıfının başında savaşa giderdi.Süvariler hem teke tek savaşta hem de kitle halindeki savaşlarda düşmana galip gelecek şekilde yetiştirilmişlerdi.

Ağır Piyadeler

Bu piyadeler, hür Makedonya köylülerinden oluşmakta ve ”piyade maiyet adamları” unvanını taşımaktaydılar. Makedonya piyade erleri taburu savaşlarda önemli bir rol oynardı. Falanjistler, Helen anlamında ağır silahlı askerler (Hoplit) olmakla beraber, Helen ordusunda olduğu kadar ağır değillerdi. Bunların donanımı tolga, zırh, dizlik ve gövdeyi örtecek kadar bir enlilikte yuvarlak kalkandan ibaretti. Baş silahları, 14-16 ayak uzunluğunda bir mızrak olan Makedonya Sarissa’ sı ile kısa Yunan kılıcıydı.

Toplu bir halde yakın savaşa özgü olan bu sınıf, bir yandan düşmanın en şiddetli saldırılarını soğukkanlılıkla bekleye bileceğinden, bir yandan da düşman saflarını kuvvetli bir ilerleyişle delebileceğinden emin bir şekilde düzene konmuş olma zorunluluğundaydı. Kural olarak bunlar, on altı asker derinliğinde olup ilk beş askerin mızrakları cephenin önüne doğru uzanmış bir durumdaydı. Böylece hücum eden düşmana karşı bu düzen,geçilmez hatta hücum edilmez bir duvar gibiydi. Bundan sonraki saflar Sarrissalarını önlerindeki askerlerin omuzları üstüne koyarlardı. Bu muharebe topluluğunun ağırlık ve çabukluğundan ibaret olan korkunç çifte kuvvetine karşı durmak imkansız gibiydi.

Hafif Piyade

Bu kıtalar ‘Hypaspist Kalkancılar’ ünvanını taşıyan, (bir grup seçkin, kalkanlı piyade erleri) kral muhafızlarından oluşuyordu. Hypaspistler, Makedonya’ya özgü bir askeri birlikti. Bunlar ketenden zırh, hoplitlerden daha hafif kalkan, dahauzun kılıç taşımakta olup ‘Peltast’ diye adlandırılmaktaydı. Hypaspistler, yüksek yerleri ele geçirmek, nehir geçitlerini tutmak, süvarihücumlarını desteklemek ve bundan faydalanmak için uygun kıtalardı.Ayrıca hafif piyade birliği içerisinde ciritçi, sapancı ve okçu birlikleri gibi uzaktan etkilerde bulunan çok yönlü birliklerde vardı.

İskender’ in Savaş Taktiği

Eski Yunan harp sanatı yalnızca sıra halinde düzenlenmiş yani orduların sıkça birbirine bitişik ve uzun bir hat üzerinde derinliğine dizilmiş muharebe düzenine dayanıyordu. Çatışma menziline kadar bütün bu hat eşit bir şekilde ilerlemelerle düşmana yaklaştırılırdı. Bu muharebe düzeni yalnız Hoplit ve ağır teçhizatlı piyadelerin kullanılmasına imkân tanıyordu. Bu usülde, ordunun sol kanadı zayıf bir şekilde sıralanıyor ve düşmandan uzakta bulunduruluyordu. Sağ kanat ise fazla derecede takviye edilmiş olduğu halde ilk hücumu yapıyordu. Bu hücum kanadı daha fazla sayıya sahip olduğundan, düşman cephesini yarıyor ve içeriye doğru çark hareketi yaparak, sağ kanadında aynı zamanda hücuma geçmesiyle, düşmanın savaş düzeni bozuluyordu.

II. Philippos gençliğinde üç sene kadar Thebai’ de kalarak Epameynondas’ ın bu harp sanatını, etkili bir şekilde araştırdı. Elde etmiş olduğu bilgilerden faydalanarak, kral olduktan sonra kendi harp taktiğini geliştirdi.Kural olarak hücuma geçmekle görevlendirilmiş bulunan sağ kanadı doğrudan doğruya kralın kendisi, sol kanadı ise Parmenion sevk ve idare etmekteydi.

Kaynakça

B. Strauss, Tarihe Yön Veren Büyük Komutanlar, İskender, Hanibal ve Sezar’ın Liderlik Dehası, (Çev. Ümit Hüsrev Yolsal), İstanbul, 2003, s. 68.

C. G. Thomas, Alexander the Great in his World, Australia, 2007, s. 12

C. A. Yılmaz, Antik Dünyayı Fetheden Ordu (Büyük İskender’in Ordusu Üzerine Bazı Bilgiler), Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 27, Sayı: 1, Sayfa: 207-217, Elazığ, 2017, s.208

Droysen, Büyük İskender II, s. 25-26.

M. E. Bosch, Helenizm Tarihinin Anahatları, (Çev. Afif Erzen), İstanbul, 1942 s. 15-16.

Ö. Öztürk, Büyük İskender, s.153-154

Ö. Güngörmüş, Eskiçağ Hellen Orduları, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Tezi, 2014, s.105

S. Yurdkoru, Büyük İskender’in Anadolu Savaşları, İzmir, 1962, s. 10.

Bir Cevap Yazın