Mitoloji-Tarih, Resim, Sanat, Sanat Tarihi

İlkbahar Alegorisi

İlkbahar Alegorisi (La Primavera)” 1470’lerin sonu veya 1480’lerin başında İtalyan ressam Sandro Botticelli tarafından yapılan bir panel resmidir. Yaklaşık 2 metreye 3 metre boyutuyla oldukça büyüktür ve günümüzde Floransa’daki Uffizi Galeri’de sergilenmektedir. Sanat tarihinin en çok konuşulan eserlerinden olan bu resim, aynı zamanda İtalyan rönesansının da önemli bir simgesidir.  

Kayıtlardan yola çıkarak tablonun Lorenzo di Medici tarafından, erken yaşta evlenen kuzenine düğün hediyesi olarak sipariş edildiği düşünülmektedir. Zaten Botticelli de o dönem varlıklı ve şöhretli Medici ailesinin korumasındaki sanatçılardan biriydi. Tıpkı Da Vinci gibi.

Resmin içeriğine baktığımızda birbirinden bağımsız dokuz mitolojik karakter görüyoruz. Bu karakterler, baharla birlikte doğanın filizlenen doğurganlığını anlatan bir alegori oluştururlar. Resim sağdan sola okunduğunda baharın başlayışı ve bitişi görülür. 

En sağda mavi-gri tonlarında kanatlarıyla aniden ağaçların arasından fırlıyor gibi duran rüzgar tanrısı Zefir bulunur. Bir peri kızını (nymphe) kovalarken hava üflediğini görürüz.

Peri kızı ise korkuyla Zefir’den kaçar ve bu sırada ağzından çiçekler dökülür. İşte o çiçekler resimdeki belki de en güzel ve alımlı figür Flora’nın kıyafetindeki çiçeklerle bir bütün oluşturur. Flora kıyafetinin üzerindeki çiçek parçalarını elbisesinin eteğinde toplamıştır.  Burada aslında Romalı şair Ovidius’un “Fasti” eserindeki dizeler tasvir edilmiştir. Hikayeye göre baharın doğuşunu simgeleyen bu sahnede Zefir’den kaçan peri kızı Chloris ona yakalanır, istemeyerek onunla evlenir, Zefir Chloris’i Flora’ya dönüştürür. Ve ağzından dökülüp yeryüzüne yayılan çiçeklerle bahar başlar… Yani aslında resimdeki bu iki figür Chloris ve Flora aynı kişidir.

Chloris’in Flora’ya dönüşümü

Resmin tam ortasında ise Venüs (yunan mitolojisinde Afrodit) bulunur. Kemer formundaki ağaç şeklinin içine yerleştirilerek resimde dikkati ona toplamak amaçlanmıştır. Arkasında narenciye ağaçları ve çiçeklerle kaplı bir bahçe vardır.

Venüs ve Cupid

Venüs mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası olsa da aynı zamanda yeryüzüne yaşam ve bereket sunar ve bir anlamda ilkbaharı tanımlar. Botticelli’nin bir diğer meşhur resmi Venüs’ün Doğuşu’ndaki Venüs’ten farklı olarak buradaki figür giyiniktir. Bu, gördüğümüz Venüs’ün yeryüzü Venüs’ü olduğunu söyler. Çıplak tasvir edilen gökyüzü Venüs’ü saf ve doğalken, yeryüzü Venüs’ü dünyevi zevkleri tadarak saflığını kaybetmiştir. Erken rönesans döneminde önem kazanan Neoplatonik düşünceyi savunan filozoflara göre burada Venüs hem dünyevi hem ilahi aşka hükmediyordu ve Bakire Meryem’in klasik eşdeğeriydi. Sunak benzeri bir kemer çerçeve içinde tasvir edilmiş olması da bu görüşü kuvvetlendirir.

Venüs’ün hemen üstünde yayını çekmiş kanatlı bir Eros figürü vardır. Batı resminde bu kanatlı küçük erkek çocuklara Cupid denir. Ancak ok ve yayı olan cupidler Eros’u simgeler. Bu resimde Eros’un gözleri bağlıdır. Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası eserinde “Aşk gözlerle bakmaz, zihinle bakar ve bu nedenle kanatlı cupid kör resmedilir.” der. Neoplatonik felsefeci Pico della Mirandola da “Her kim ki tinsel güzelliğin imgelemine kapilir, bedensel gözleri kör olur” sözleriyle ifade eder bu temsili. 

Sol tarafta şeffaf tül kıyafetleriyle el ele tutuşmuş dans ederek baharın gelişini kutlayan Üç Güzeller bulunur. Özel bir teknikle tül görüntüsü verilen elbiseleri, zarif duruşları ve Rönesans’ta idealize edilen kadın figürüne yakınlıklarıyla bu resmin Botticelli’nin elinden çıktığı kolaylıkla anlaşılır. Üç güzeller Yunan mitolojisinde “Kharitler” olarak geçerler. Bu isim parlaklık, ışıltı, güzellik anlamına gelen “kharis” kelimesinden gelir. Adları: Aglaie, Euphrosyne ve Thalia olan bu kızlar Zeus’un kızlarıdır. Neoplatonik görüşe göre aşk, güzellik, ve tutkuyu simgelerler. Yine bu görüşe göre bu kızların temsil ettiği kavram tinsel (ruhsal) güzelliktir. Başlarının üzerindeki inciler de saflıklarının göstergesidir. Temsil ettikleri kavramlarla bu üç güzel kız resimde Venüs’ün tamamlarlar adeta. 

Üç Güzeller

Tablonun en solunda klasik mitolojinin önemli figürlerinden Merkür’ü (Yunan mitolojisinde Hermes) görürüz. Merkür, Zeus’un oğlu ve haberci tanrıdır. Bu tabloda Botticelli aynı zamanda arkadaşı olan Lorenzo di Medici’ye küçük bir jest yaparak Hermes’i resmederken onun yüzünü kullanmıştır. Hermes kompozisyona sırtını dönmüş, ortamla ilgisiz görünmekte ancak asası ile bahçenin üzerindeki kış bulutlarını dağıtarak, bir nevi baharın gelişine yardımcı olmaktadır.

Merkür

Resmin geneli “ilkbahar” ismine rağmen koyu bir arka plan üzerine resmedilmiş olsa da, ressam  öyle çok sayıda ve gerçekçi çiçekler yerleştirmiştir ki resmin içine, bu fonda dahi bakanların içini aydınlatır. 

Botticelli bu tabloda yaklaşık 190 farklı türde 500’ü aşkın çiçek resmetmiştir. Güllerden çilek çiçeğine, sümbülden cezayir menekşesine, karanfilden süsen çiçeğine ve daha nicesi… Venüs’ün arkasında yoğun gördüğümüz portakal ağacı ve çiçekleri de Medici ailesinin sembolüdür aynı zamanda. Tüm çiçekler orijinal hallerine o kadar benzer ki, uzmanlar birçoğunun türünü rahatlıkla tanımlayabilmiştir. Sadece bu ayrıntı bile bu tablonun sıradan bir düğün hediyesi olarak kalmayıp, onun 500 yıl sonrasına ulaşabilmiş, sanat tarihinin en değerli resimlerinden biri oluşunu anlamlı kılar. 

Botticelli, erken rönesans döneminin şüphesiz en değerli sanatçılarındandı. Oldukça zarif çizgileri olan ressam, eserlerinde daima ideal güzellik algısını vermeye çalışmıştır. Bugün, birçok resmine aşina olduğumuz Botticelli; üslubu, çizgileri ve renkleri ile zamanının çok ötesinde bir ressamdır. 

KAYNAKLAR: 

https://piri.to/iyf?u=fe69aa6ad87c3b71c727b51f210caa6e49085c3e58853ad2883a15210656767c88f52188890254e87d808be0f7a5327f

https://www.dailymotion.com/video/x2mqbtt

https://en.wikipedia.org/wiki/Primavera_(Botticelli)

Bir Cevap Yazın