Mit : İlkel İnsanın Zihninde Mitler
Mit, ilkel insanın dünyayı algılama sistemi olarak tanımlanabilir. Fuzuli Bayat’a göre mitler her milletin, milli tefekkürünün, milli psikolojisinin, kendine has özelliklerinin ilk kaynağı olarak tanımlanabilir. Öyleyse her şeyin başına, başlangıca bilimin, sanatın, coğrafi keşiflerin en tepesine mitleri koymak yanlış olmaz. İlkel insan, daha mağaralarla yaşarken etrafını anlamaya, tanımlamaya çalışırdı. Açıklayabildiğini, deneyimleyebildiğini tanımlar kullanırdı fakat ya tanımlayamadıkları? Örneğin dünyanın nasıl oluştuğu, nasıl yaratıldığımız, kozmik düzen vs. Bu konularda hep bir sorgulama içindeydi fakat elle tutulabilir somut bir kaynak yoktu.
Somut bir kaynak bulamaması ilkel insanın zihninde bunları açıklamak için birtakım konular yaratmasını sağladı. Biraz hayal gücü biraz da ihtiyaçlar sonucunda mitler dünyaya geldi.
İlkin “Söz” vardı der kitap. . .
Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil üç sözcük vardır:
Biri “mythos”, öbürü “epos”, üçüncüsü “logos”.
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu: Mit’in tarihsel yolculuğu
Mitoloji denildiğinde akla ilk gelecek isimlerden bir tanesi şüphesiz Joseph Cambell’dır. Cambell’a göre “yeryüzünd ikamet edilmiş her yerde, bütün çağlarda ve her koşulda, insana ait mitler türemiştir ve bu mitler insanın vücudunun ve aklının eylemleriyle ortaya çıkan ne varsa hepsinin esin kaynağıdır. Geçmişten gelen ve geleceğe yön veren söylenceler mit. Hal böyle olunca Cambell’ın monomit modeli her alanda uygulanmaya başladı hatta Hollywood sinemasında bu modelden başka bir şey göremez olduk…

Kahraman kim olursa olsun, yoluna çıkan engel nasıl olursa olsun her kahraman aynı yolu izler diyordu Cambell. Biz de bunu kanıtlamak istercesine her filme, kitaba, diziye bu modeli uygulamaya başladık. Evet Cambell haklıydı ya da Cambell’ı haklı çıkartmak için tek biz çizgi tekdüze olaylar yaratmaya başlamıştık…
Sorgulayan zihinler
Tarih boyunca her milletin spesifik bir kahramanı olmuştur. Onu ya tanrılaştırmışlardır ya da zaten tanrıdır. Mitler sözlü kültür ürünü olduğu için tek bir söyleyeni, anlatanı yoktur. Söylendikçe gelişir ve çeşitlenir. Fakat her ne kadar anlatımları farklı olsa da sorunlar aslında tekti ve insanların bir konuyu anlamlandırması için ortaya konuluyordu. Çoğu günlük yaşamı ve evreni sorguluyordu:
- Belli takım yıldızlarının oluşumu
- Güneşin geceleri neden yok oluşu
- Birtakım yaratıkların yaptıkları şeyleri neden yaptıkları (örneğin örümceklerin neden ağ ördüğü)
- Kötülüklerin- hastalık, ölüm, keder- dünyaya nasıl ulaştığı
- Ateşin nasıl bulunduğu
- Mevsimlerin nasıl değiştiği
Ve birden çok soruya yanıt mitlerle verilmiştir. Örneğin kötülükler dünyaya nasıl yayıldı sorusunun cevabı olarak Pandora miti vardır…
Kısacası mitler ve kahramanlar birer ihtiyaçtı. İnsanın inanma ve yaşama tutunması için bir gereklilikti. Her milletin gerek yok olup gitmiş olsun gerekse hala yaşatılmış olsun bir mitolojisi ve kahramanı vardır ki var olma mücadelesini bir sonraki aşamaya taşıyabilsinler.
