Öldürülmeyen Yarınlara
Küçücük elleri, parmakları, minicik burnu, güzel gözleri, gülümseyen dudakları, cennet kokan teni… Hepimizin başlangıç hikâyesi. Hepimiz böyle başladık hayata. Peki, büyüyünce ne değişti? Yanlış insanları mı sevdik? Yanlış insanlara mı güvendik, değer verdik? Yanlış
insanları mı önemsedik? Hayatlarımız ne ara bu kadar değersiz oldu? Ne ara bizim bile
dokunmaya kıyamadığımız vücudumuz, başka insanlar tarafından vahşice katledilir oldu? Ne
zaman zevk abidesine dönüşen bir kukla gibi görülmeye başlandık? Ben istemedim tenime
başka biri dokunsun. Ben istemedim beni taciz etsin, bana tecavüz etsin. Ben istemedim eli
vücudumda gezinsin. Ben istemedim sözleriyle beni ezmesini ve bana değersiz muamelesi
yapmasını. Ben istemedim beni kemiklerim kırılana kadar dövmesini. Ben istemedim bana
bıçakla saldırıp boğazımı kesmesini. Ben istemedim benim kafamı taşla ezmesini, vücuduma
benzin döküp yakmasını, boğazımı sıkıp nefessiz bırakmasını. Ben ölmek istemedim.
Herkes gibi her kadın gibi 5 dakika daha yaşamak istedim. Gökyüzünün maviliğini, güneşin
batışını seyretmek istedim. Denize ayaklarımı sokmak istedim. Sahilde yürümek istedim.
Gülmek istedim. Kahkaha atmak istedim. Yağmur yağdığında ciğerlerime toprak kokusunu
çekmek istedim, üzerime soğuk toprağı atmanızı değil. Ben sadece yaşamak istedim, her kadın
gibi sadece beş dakika daha yaşamak istedim.

Şiddet gören, şiddetten ölen kadınlar eğer
şimdi hayatta olsalardı kuracakları cümleler
bunlar olacaktı. Sadece beş dakika daha
yaşamak istediklerini söyleyeceklerdi.
Kimisi kızı için kimisi oğlu için kimisi
ailesi için kimisi de kendisi için. Onlar bu
cümleleri söyleyeceklerdi.
Peki bizlerin kurduğu cümleler; 1 günde 3 kadın öldürüldü. Bugün bir kadın cinayeti daha gerçekleştirildi. 65 günde 67 kadın öldürüldü. 15 bıçak darbesiyle hayatını kaybetti çünkü eşinden ayrılmak istiyordu. Çocuğunun gözü önünde dövülerek öldürüldü. Abisi pompalı tüfek ile vurarak öldürdü. Yoldan geçen bir adam tarafından tecavüze uğrayıp boğazı sıkılarak öldürüldükten sonra dere kenarına atıldı. Bunların hepsi neredeyse her gün duyduğumuz 3. sayfa haberlerinde çıkan kadın cinayetleri. İnsanların bir iki gün üzüldüğü sonra da unuttuğu, 3. sayfa gazete haberleri…
Sen o kadını öldürdüğünde o ülkenin akıbetini de yok etmiş oluyorsun. Sen bir kadını
öldürdüğünde bir anneyi öldürmüş oluyorsun, bir çocuğu öldürmüş oluyorsun. Sen bir kadını
öldürdüğünde tüm dünyayı yok etmiş oluyorsun. Çünkü dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyor
diğer yarısını da kadınlar yetiştiriyor.
Bu hayatta çocuğunuza verdiğiniz en güzel hediyenin ne olduğunu hiç düşündünüz mü?
Oyuncak araba mı? Bez bebek mi? Yoksa renk renk çeşit çeşit kıyafetler mi? Parayla satın
alınabilecek her şeyi buraya sıraladım değil mi? Peki evladınızı nasıl yetiştirdiğinizi hiç
düşündünüz mü? Bir anne evladını nasıl yetiştirmeli ki, büyüdüğünde bir karıncayı bile
incitmemesi gerektiğini bilmeli ya da bir baba evladını nasıl yetiştirmeli ki, hem ona dağ gibi
dik durmayı hem de pamuk gibi bir yüreğe sahip olması gerektiğini öğretmeli. İşte en güzel ve
en kalıcı hediyedir çocuğunuza göstereceğiniz sevgi ve vereceğiniz eğitim. Şiddetin başlıca
temelinde eğitim geliyor. Aileden, temelden başlayan eğitim. Çocuklar biz ebeveynlerin
hareketlerini izler, onları örnek alır; bizim kurduğumuz cümlelerle büyür, onlara verdiğimiz
sevgi ile beslenirler. Bir annenin en büyük görevidir evladını güzel bir insan olarak yetiştirmek.
Bir babanın en büyük görevidir evladının annesine iyi davranmak.
Çocuklar bizim taklitçilerimizdir. Bizden ne görür, ne öğrenir, ne dinlerlerse onları uygularlar.
Yanında sigara içersem o da içer. Yanında içki içersem o da içer. Yanında küfür edersem o da
eder. Yanında bağırıp, şiddete başvurursam o da büyüdüğünde karşısındaki insan ile aynı
duruma gelir. Bağırır, kavga eder, şiddete başvurur. Şiddetin çözüm olduğunu düşünür.
Kendisinde bunu hak olarak görür. Sen çocuğuna güzel söz söylersen o da söyler. Sen çocuğunu
seversen o da sever. Sen karşındaki insana değer verdiğini gösterip el üstünde tutarsan o da
büyüdüğünde karşısındaki insanı sever, el üstünde tutar, değer verir. Ve sen çocuğuna nasıl
saygılı olunması gerektiğini hareketlerinle öğretirsen; o da insanlara, eşine, çocuklarına karşı
nasıl davranması gerektiğini öğrenir. Sevgi ortamında büyüyen çocuğun kalbi yeşerir. Yüreği
merhametle dolar. Etrafa sevgi ile gülümser. Güzel bir nesil yetiştirmek bizim ellerimizde. İyi
insanlar yetiştirmek bizim ellerimizde. Kızını eve kapatarak koruduğunu düşünen babalar, önce
oğlunuzu iyi bir insan olarak yetiştirin ki dışarıdaki bir kız evladını korumuş olun. Oğlunu
büyüyünce benim oğlum çok can yakacak düşüncesiyle yetiştiren anneler, benim oğlum
merhametli olacak, bir karıncayı bile incitmeyecek düşüncesiyle yetiştirin ki ilerde kızın gibi
diğer kızlar da gece yolda yürüdüğünde adımlarını korkarak atmasınlar.
Öldürmeyen, öldürülmeyen yarınlar için, korkusuzca yaşamak için sevgi dolu bir dünya ve
ağız dolusu gülümseme için gelecek bizim ellerimizde.

Twitter: @yarinlara_
Instagram: @oldurulmeyen_yarinlara
