Resim, Sanat

Şansölye Rolin Meryemi İncelemesi

Bu yazıyı okurken okumanızın yan kısmında eserin bir görselini bulundurmanızı öneririm.

Öncelikle eserin içinde ki unsurlardan bahsedelim. Eserde  mavi eteğiyle görülen figür; Burgonya Dükü’nün Şansölyesi Kardinal Rolin.  Sağdaki ise göklerin kraliçesi Meryem. Meryem’in üstünde ona taç takan bir melek var ve Meryem’in kucağında İsa bulunmaktadır. Jan van Eyck’ın bu tablosu, sanat tarihinde kutsanmayı ve kutsallığı işleyen örneklerden biridir.

Resim mekanı üç ayrı bölümden oluşmaktadır.

”Birincisi, sütunlarla dış dünyaya başlanan karolu iç mekan,

İkincisi resmin arka planında ki manzarayla iç mekanı birbirine bağlayan ve arkadan görüntülenmiş gündelik yaşamdan iki figürün olduğu kapalı bahçe,

Üçüncü ise nehirle ikiye ayrılmış dönemim mimari yapısını yansıtan dış mekan.

Bu üç planı birbirine bağlayan ve kemerli sütunlar ile de figürler dışta ve içte olma gibi bir mekansal ve zamansal bir ayrıntıya girer. Manzaranın her iki yönünde katedraller bulunmaktadır. İçindeki zamansal gezinim anakronik bir kurguya sahiptir. İç mekan kutsallığı, bahçe ve iki figür fani dünyayı, dış manzara ise gerçekliği temsil eder. Orta bahçede bulunan tavus kuşu ve çiçekler ise ahireti ve ölümlü dünyayı simgelerler.

İşleme kısmına gelirsek eğer; Konumları özenle belirlenmiş bir eserdir. Jan van Eyck’ın detaycı işlemeleri yine bu eserde de karşımıza çıkmaktadır. Salon mekan perspektifiyle resmedilmiştir. Dışarıda ise kuş bakışı bir perspektif vardır. Arkaları izleyiciye dönük iki küçük figür, kompozisyonun merkezi noktasından geçen dikey bir eksen üzerinde yer alır ve anlam boyutunda bir bağlantı unsuru oluşturur. Ayrıca bu iki figürün işlenmesi, Flaman üslubuna has bir özelliktir. Mekanın perspektifi dışarıya açılan alanı destekler niteliktedir. Figürlerin üstündeki renk kullanımı ve baskınlığı rütbeyi ve saygınlığı gösterir niteliktedir. İki figür konu bakımından da ilişkili olduğundan, en önde bulunmaktadır fakat yine de arka plan belirginliğini yok etmemiştir. Flaman Ekolü’nün önde gelen sanatçısı olan Jan van Eyck’ın ustalık döneminde yaptığı bu yapıt, figürlerin Flaman yüz hatlarına ve ifadelerine sahip olmasıyla da çok dikkat çekmiştir. Bu eser, yapıldığı sürecin sosyal ortamına da ışık tutmaktadır. Baktığımızda hem kardinalin kiliseye ve tanrıya olan saygısını, hem de kardinalin toplumdaki saygınlığını görürüz. Kompozisyonda yan tema olarak vurgulanan şey ise ahirettir. Arka planda ve simgesellikle oldukça vurgulanan bir konu olan ilahi gerçeklik ve öbür dünya olgusu, Jan van Eyck’ın bir kuyumcu titizliğiyle işlediği her detayda karşımıza çıkabilmektedir. Arka planda kullanılan peyzaj ve köprü, var olan öbür dünyanın ve sonsuzluğun anlamını zenginleştiren ögelerdir. Meryem’de kullanılan renk yoğunluğu, saygınlığını belli eder. İsa’nın elinde tuttuğu küre ve elini kardinale uzatışı da, ana tema olan kutsanmışlığı ön planda tutmaya yardımcı olur.

Jan van Eyck tüm resmi, görünen dünyanın bir aynası gibi oluncaya dek, sabırla ve ayrıntı üzerine ayrıntı ekleyerek, doğanın bir hayalini oluşturdu. Kuzey sanatı ile İtalyan sanatı arasındaki farklılık uzun yıllar sürdü. Eğer bir yapıt nesnelerin, çiçeklerin, mücevherlerin ya da kumaşların betimlemesinde mükemmelliğe ulaşmışsa, bunun kuzeyli, hatta olasılıkla Flaman bir sanatçı tarafından yapıldığı söylenir.

Meryem’in elbisesinin işleme detayları, karonun detayları, bahçede işlenen peyzajın detayları ve peyzajda bulunan şatonun işlemesi buna en büyük örneklerden biridir. Arkada ki peyzaj sayesinde iki boyutlu bir resimde üç boyutlu yanılsama yaratmıştır.

Jan van Eyck’ın eserlerinde Orta çağ sembolizmi ve modern gerçeklik mükemmel bir şekilde bağdaştırılmıştır. Gerçekliğin doğaüstü bir akışı olduğu ikonografi, yaşamın içinde gizlice gösterilmiştir.

Bir Cevap Yazın