TÜRK MİTOLOJİSİNİN ESRARENGİZ HAYVAN MOTİFİ: “GEYİK”
Hayvanlara kutsiyet atfetmek mitolojilerin ortak özelliğidir fakat her mitolojide öne çıkan bu hayvanlar mitolojiden mitolojiye farklılık gösterir. Ancak öyle bir hayvan var ki hemen her mitolojide kutsanmış hatta benzer özellikler yüklenmiş, onunla ilgili benzer inanışlar gelişmiştir; bu esrarengiz hayvan geyiktir. Hakikaten de geyiğin fiziki görünüşü, hareketlerinde ve yürüyüşündeki estetiği, karakteri, ormanda bir görünüp bir kayboluşu dikkate alındığında kadim mitolojilere hak vermemek elde değildir. Tüm bu büyüleyici meziyetleri yetmezmiş gibi bakışıyla bile insanı tesiri altına alabilecek bir güce sahiptir dense abartılmış olmaz.
“Öyle ki ormanda yürürken bir geyikle karşılaştığınızda; geyiğin tereddütsüz, mağrur gözlerle karşınızda kıpırdamadan size bakıyor oluşu adeta tanrıyla karşılaşmış hissi uyandırır.”

Özellikle M.Ö. birinci yüzyılın sonunda Bronz çağının sona ermesi, hayvancılık ekonomisine geçilmesi ve devletleşme ile birlikte, kurt, at, yırtıcı kuşlar, keçi, koyun ve inek gibi bazı hayvanlar sadece ekonomik olarak değil, kültürel olarak da büyük önem kazanmışlardır. Geyik ya bu hayvanlarla eşdeğer görülmüş ya da özellikle kurdun ve atın karşısında ikinci planda kalmıştır. Geyiğin kültürel bir unsur olarak ilk göze çarptığı medeniyetlerden biri Hitit’tir. Geyik Tanrısı Haruva’nın Hititlerin manevi kültüründe yer almış olması, kapsamlı biçimde Hititlerde geyik imgesinin kullanıldığını akla getirmektedir. Her kültürde olduğu gibi Hititlerde de geyik, bereketi simgeleyen kutsal bir hayvandır. Özellikler Vikinglerde ve birçok başka kültürde gücü ve hâkimiyeti simgelemektedir. Bugün kullandığımız “korna” kelimesinin aslı batı kökenli boynuz anlamındaki “horn” sözcüğüdür. Eski kültürlerde boynuz özellikle savaşlarda bir haberleşme aracı olarak kullanılmıştır. Gerek Türk Şamanizm’inde gerek başka kültürlerde geyiğin boynuzları ve kürkü kıyafetlerde ve mekânlarda aksesuar olarak kullanılmıştır.

Geyik kültü her ne kadar birçok kültürün ortak totemi olsa da Türklerde hemen hepsinden daha eski bir inanç unsurudur. Tarih yazıyla başlar. Yazı mağara duvarlarına, tabletlere çizilen resim ve şekillerle oluşmuştur. Türklerin de mağara duvarlarına kazıdıkları ilk şekiller geyik figürleridir. Mağara duvarlarına kazınan geyik figürlerinin dışında Kültigin Yazıtı’nın doğu yüzündeki figür genel kabul keçi olmakla birlikte Emel Esin tarafından geyik olduğunu öne sürmektedir.

Resim 1 (sol): Kültigin Yazıtı doğu yüzü kağan tamgası
Resim 2 (sağ) : Orta Asya Biçiktu-Boom kutsal bölgesi kaya resimleri
Türk kültüründe ise geyik kurttan sonra öne çıkan en önemli totemdir. Kurt göklerin, geyik ise yerlerin sembolüdür. Türk destanlarında geyik dişidir, şefkatlidir. Bazen bir ruh, bazen tanrıçadır. Türk mitolojisindeki bu geyik kültü edebiyatımızın ölümsüz kalemlerinden Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eserinde başarılı bir biçimde işlenmiştir. Öyle ki romandaki geyiğin adı da dişi geyik anlamındaki “Maral Ana”dır.
Anaçlığının yanında geyiği önemli kılan esas özelliği ise gizemli olmasıdır. Destan kahramanları bir geyik görür ve onu avlamak için peşine düşer. Bir müddet geyiği kovaladıktan sonra geyik birden bire kaybolur. Bu bazen kayaların bittiği yerde bakır bir dağın yeraltına açılan mağarasında bazen de kahramanla güreşmek isteyen bir yiğidin çadırının önündedir. O an farkına varılır ki geyik aslında bir av değil bir tılsımdır. Her zaman kahramanı tuzağa çekmek için değil onu sıkıntıdan kurtarmak için de görünür.
“J.K.Rowling Türk mitolojisindeki geyik motifinden oldukça etkilenmiş olmalı ki Harry Potter’ın onu ‘ruh emicilerden’ koruyan ‘patronus’u bir ak geyiktir.”

Türk destanlarında geyikle ilgili olarak bir de “don değiştirme” yani kılık değiştirme olayı görülür. Bu, insan ve insanüstü varlıkta geyiğe veya geyikten insan ve insanüstü varlığa kılık değiştirme olarak iki yönlü olabilir. Çin kaynaklarında geçen Göktürk efsanesine göre bir kağan mağarada sürekli bir kızla sevişir. Bu kağan bir gün askerleriyle ava çıkar. Bir asker av sırasında ak bir geyiği vurup öldürür. Kağan sevgilisiyle sevişmek için tekrar mağaraya gittiğinde sevgilisini orada bulamaz. Daha sonra anlar ki aslında sevgilisi insan kılığına girmiş deniz tanrıçası ak geyiktir. Bunun üzerine onu öldüren askerini cezalandırır. Bu don değiştirme hadisesi İslami dönem Türk destanlarında da format değiştirerek varlığını korumuştur. Menkıbeye göre bir avcı ormanda bir geyik görür, onu avlamak için peşine düşer. Geyik kaçar avcı kovalar, attığı bir okla geyiği yaralar. Geyik bir tekkeye girer, geyiğin peşinden tekkeye giren avcı tekkede okla yaralanmış olan dervişi görür.
Uzun lafın kısası geyik; Türk mitolojisinin, kahramanı harikalar diyarına götüren beyaz tavşanıdır.
“Bilge kağan vefat etti. İlkbahar gelince, yukarıda gök davulu gümbürder gibi, öylece, dağlarda geyiklere böğürürse, öylece, yas tutuyorum…” (Bilge Kağan yazıtı batı yüzü 2. ve 6. satırlar arası.)
“Oğuz kağan, cesur bir yiğit olduğundan bir gün canavarı avlamayı dilerdi. Günlerden bir gün kılıç, ok, kargı ve kalkanıyla ormanda tek başına ava çıktı. Avladığı bir geyiği söğüt dallarıyla ağaca bağladı ve gitti. Sabah oldu, tanyeri ağarırken tekrar geldi. Birde ne görsün! Canavar geyiği yiyip yutmuş…” (Oğuz Kağan Destanı’ndan bir bölüm.)
“Birden bire Oğuz’un (budunu) üzerine geyik geldi. Bamsı Beyrek birini kovalayıp gitti. Kovalaya kovalaya bir yere geldi, ne gördü? Sultanım gördü: Yeşil çayırın üzerine bir kırmızı otağ dikilmiş, ya Rab bu otağ kimin ola dedi. Haberi yok ki alacağı ela gözlü kızın otağı olsa gerek…” (Kitab-ı Dedem Korkut – Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek)
Kaynakça
Baheaddin Ögel- Türk Mitolojisi 1 ve 2. Cilt
Yaşar Çoruhlu- Türk Mitolojisinin Ana Hatları
Necati Gültepe- Türk Mitolojisi
Muharrem Ergin- Dede Korkut Kitabı
Talat Tekin- Orhon Yazıtları
Bilge Atsız Gökdağ, Kemal Üçüncü- Türk Destanları
Mevlüt Kaya- Uygarlıklarda Kutsal Geyik Motifi
Yrd. Doç. Dr. Nilgün Dalkesen- Orta Asyadan Anadoluya Türk Kültüründe Geyik Kültü
A.İ. Martınov- Altay Kaya Resimleri

Geleneksel Türk sanatını en ince ayrıntısına kadar gözler önüne seren Kadim Türk mitolojisine ilgi her daim yüksektir. Bu güzel yazıda kadim Türk mitolojisinin önemli motifi geyik hakkında çok güzel detaylar üzerinde durulmuş. Zevkle okudum ve bilmediğim birçok detayı fark ettim. Ayrıca kaynakçalar oldukça sağlam ve güvenilir. Tebrik ederim. Yeni ilginç yazıları bekliyorum, siteyi takipteyim…
Great content! Super high-quality! Keep it up! 🙂